Türkiye enerji dönüşümü konusunda enerji arz güvenliği, ithal kaynaklara bağımlılığın azaltılması ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefinin birlikte yürütülmesini öngörüyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi’nde yaptığı konuşmada güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve jeotermal kaynakların Türkiye için önemli bir potansiyel taşıdığını söyledi. Bayraktar, artan elektrik talebine karşı üretim kapasitesinin ve şebeke altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye enerji dönüşümü için üç kritik hedef
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Finans Merkezi tarafından düzenlenen zirve, “COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanı” temasıyla gerçekleştirildi. Programa Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Valisi Davut Gül ile yerli ve yabancı davetliler katıldı.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji politikasında üç hedefin eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini belirtti. Bunları enerji arz güvenliğinin sağlanması, ithal enerjiye bağımlılığın azaltılması ve iklim taahhütlerinin yerine getirilmesi olarak sıraladı. Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların enerji güvenliğini yeniden ön plana çıkardığını belirten Bayraktar, enerji dönüşümü ile güvenliğin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti.
Elektrik talebinde artış bekleniyor
Ulaşım, sanayi ve binalarda elektrifikasyonun yaygınlaşmasıyla Türkiye’nin elektrik talebinin önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artması bekleniyor. Bayraktar, daha fazla elektriğin temiz, güvenli ve rekabetçi biçimde üretilmesi gerektiğini, yenilenebilir kaynakların da bu dönüşümün merkezinde yer alacağını söyledi.
Temmuz 2026 sonu itibarıyla Türkiye’nin elektrik kurulu gücü 126 bin 476 megavata ulaştı. Kurulu gücün yüzde 25,6’sını hidroelektrik, yüzde 21,7’sini güneş, yüzde 12,1’ini rüzgâr ve yüzde 1,4’ünü jeotermal kaynaklar oluşturuyor. Bu tablo, yenilenebilir kaynakların elektrik sistemindeki ağırlığını ortaya koyarken yeni yatırımların şebekeye entegrasyonunu da kritik hale getiriyor.
Enerji verimliliğine 20 milyar doların üzerinde yatırım
Bayraktar, 2024-2030 dönemini kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamında 20 milyar doların üzerinde yatırım öngörüldüğünü belirtti. Yatırımların sanayi, binalar, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerini kapsayacağını ifade eden Bayraktar, 2030 sonrasına yönelik daha iddialı hedefler içerecek yeni bir enerji verimliliği planının da hazırlanacağını açıkladı.
Enerji verimliliğinin yalnızca tüketimi azaltan bir uygulama olarak değil, stratejik bir enerji kaynağı olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Böylece artan talep karşılanırken üretim, tüketim ve altyapı yatırımlarının birlikte planlanması hedefleniyor.
Nükleer enerji ve depolama vurgusu
Bayraktar, yenilenebilir kaynakların yanı sıra nükleer enerjinin de Türkiye’nin düşük karbonlu elektrik üretim portföyünde önemli bir unsur olacağını söyledi. Mevcut nükleer programın sürdürüleceğini, küçük modüler reaktörler dahil yeni nesil teknolojilerin takip edildiğini belirtti. Nükleer enerji ile yenilenebilir kaynakların birbirine rakip değil, tamamlayıcı iki unsur olarak değerlendirildiğini kaydetti.
Elektrikli araç sayısındaki artışın yaygın şarj altyapısını zorunlu hale getireceğini ifade eden Bayraktar, batarya depolama sistemlerinin de şebekenin dengelenmesi ve yenilenebilir üretimin entegrasyonu açısından daha önemli hale geleceğine dikkat çekti.
Elektrik şebekeleri iklim koşullarına göre güçlendirilecek
Bayraktar, üretim yatırımlarının tek başına yeterli olmadığını, iletim ve dağıtım şebekelerinde büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Yeni şebekelerin yenilenebilir enerji tesislerini, depolama sistemlerini ve elektrikli araçları destekleyebilecek daha güçlü ve esnek bir yapıda olması gerektiğini belirtti.
İletim hatları, bataryalar ve yeni enerji teknolojileri için gerekli kritik minerallerin de enerji dönüşümünün temel unsurları arasında bulunduğunu belirten Bayraktar, bu kaynaklara erişimin geleceğin sanayileri açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımlarından veri merkezlerine ve yapay zekâ altyapısına kadar birçok alanın kritik mineral tedarikine bağlı hale geldiğine dikkat çekildi. Bu nedenle madencilik projelerinin geliştirilmesi ve finansmanının enerji politikalarının bir parçası olarak ele alınması gerektiği belirtildi.
Küresel ısınmayla birlikte sıcak hava dalgaları, seller, fırtınalar, kuraklık ve orman yangınlarının enerji altyapısı üzerindeki etkisinin arttığını vurgulayan Bayraktar, iklim finansmanının yalnızca emisyon azaltımına değil, dayanıklılık ve uyum yatırımlarına da yönelmesi gerektiğini ifade etti.
Bayraktar ayrıca uygun maliyetli ve uzun vadeli iklim finansmanına erişimin özellikle gelişmekte olan ekonomiler için belirleyici olduğunu söyledi. Sermaye maliyetini düşüren ve temiz enerji yatırımlarını yatırımcı açısından uygulanabilir hale getiren finansman modellerine ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.
Türkiye enerji dönüşümü kapsamında ihtiyaç duyulan yatırımların yalnızca kamu kaynaklarıyla karşılanamayacağını belirten Bayraktar, özel sektör, uluslararası finans kuruluşları, kalkınma bankaları ve uzun vadeli yatırımcıların sürece dahil edilmesinin önem taşıdığını söyledi. Doğru finansman yapısının kurulması halinde daha güvenli enerji sistemi, rekabetçi ekonomi ve daha temiz bir gelecek hedeflerinin birlikte ilerleyebileceğini kaydetti.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
15 Eylül 2026ASAYİŞ
15 Eylül 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Eylül 2026İSTANBUL
15 Eylül 2026GÜNDEM
15 Eylül 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Eylül 2026ASAYİŞ
15 Eylül 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.