Türkiye savunma sanayisi, İsrail basınında Avrupa güvenlik mimarisindeki yükselen rolü üzerinden gündeme taşındı. İsrail gazetesi Makor Rishon’da yayımlandığı aktarılan analizde, Ankara’nın yalnızca silah tedarik eden bir ülke olmaktan çıkarak Avrupa’nın stratejik güvenlik ortaklarından biri haline gelmeye çalıştığı değerlendirmesi yapıldı. Analizde Türkiye’nin NATO’daki askeri kapasitesi, savunma ihracatı ve Avrupa ülkeleriyle kurduğu yeni sanayi ortaklıkları öne çıkarıldı. Bu tablo, savunma sanayisinin dış politika ve Avrupa güvenliği tartışmalarında giderek daha görünür bir başlık haline geldiğine işaret ediyor.
Türkiye savunma sanayisi İsrail basınında neden gündemde?
Analizde Türkiye’nin ABD’den sonra NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olduğu, 355 bin aktif asker ve 378 bin yedek personelle önemli bir askeri kapasite taşıdığı belirtildi. Türkiye’nin Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin “Türkiye olmadan Avrupa güvenliği kurulamaz” değerlendirmesi de İsrail basınındaki yazının dikkat çeken bölümlerinden biri oldu.
Şehrin Haberi’nin bağımsız veriler üzerinden yaptığı kontrolde, analizde kullanılan savunma ihracatı sıralamasının SIPRI’nin Mart 2026’da yayımladığı güncel raporla örtüştüğü görüldü. SIPRI verilerine göre Türkiye, 2021-2025 döneminde küresel büyük silah ihracatının yüzde 1,8’ini gerçekleştirerek dünyada 11’inci sıraya yükseldi. Önceki beş yıllık dönemde yüzde 0,9 olan payın iki katına çıkması, ihracat hacmindeki artışın temel göstergelerinden biri oldu. SIPRI ayrıca Türkiye’nin ihracat hacminin iki dönem arasında yüzde 122 arttığını kaydetti. Bu veri, sıralamadaki yükselişin yalnızca tek bir büyük sözleşmeden değil, daha geniş bir ihracat büyümesinden beslendiğini gösteriyor.
Türkiye savunma sanayisi ihracatta 11’inci sırada
Türkiye savunma sanayisi açısından 2026 verileri de yükseliş eğiliminin sürdüğünü gösteriyor. Savunma Sanayii Başkanlığının resmî verilerine göre sektör, ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Son 12 aylık toplam savunma ve havacılık ihracatı ise yüzde 29,3 artışla 10,9 milyar dolara ulaştı.
İsrail basınına yansıyan analizde Türkiye’nin İHA, zırhlı araç, kara sistemleri ve savaş gemisi ihracatında ulaştığı üretim hızına ayrıca dikkat çekildi. “Eskiden bir yılda elde ettiğimizi şimdi bir haftada elde ediyorlar” ifadesi de Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesindeki değişimi anlatmak için kullanıldı. Ancak bu söz, Türkiye’nin resmî ihracat verisi değil; analizde kullanılan bir değerlendirme olarak ele alınmalı.
Romanya’ya savaş gemisi ihracatı dikkat çekti
Analizde verilen örneklerden biri Romanya’ya yapılan savaş gemisi teslimatı oldu. Türkiye, Haziran 2026’da Romanya Deniz Kuvvetlerine CAm. Roman korvetini teslim ederek ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye Türk yapımı savaş gemisi ihraç etti. Bu teslimat, Türkiye savunma sanayisi açısından Avrupa pazarındaki görünürlüğün yalnızca insansız hava araçlarıyla sınırlı olmadığını ortaya koydu.
Avrupa bağlantısındaki diğer önemli başlık ise İtalya oldu. Baykar’ın Piaggio Aerospace’i satın almasının ardından Leonardo ile kurduğu yüzde 50-50 ortak girişim LBA Systems, 2026’da faaliyete geçti. Ortaklık, insansız hava sistemlerinin geliştirilmesi, üretimi ve bakımını Avrupa merkezli bir yapı altında birleştiriyor. İngiltere ile Temmuz 2026’da imzalanan güvenlik ve savunma ortaklığı da savunma sanayisi ve teknoloji alanındaki iş birliğinin kurumsallaştırılmasını hedefliyor.
Şehrin Haberi’nin daha önce yayımladığı Erdoğan’ın savunma sanayisi açıklamasında da Türkiye’nin dünya ihracat sıralamasındaki 11’inci yeri ve 2026’nın ilk sekiz aylık 6,3 milyar dolarlık ihracatı ayrıntılarıyla ele alınmıştı.
SAFE programında yüzde 35 sınırı
İsrail basınındaki analizde Avrupa Birliği’nin 150 milyar avroluk SAFE savunma programı da Türkiye açısından önemli bir başlık olarak değerlendirildi. AB mevzuatına göre SAFE kapsamında desteklenen ürünlerde AB, EEA-EFTA ülkeleri ve Ukrayna dışından gelen bileşenlerin maliyeti nihai ürün bileşenlerinin tahmini maliyetinin yüzde 35’ini aşamıyor.
Türkiye’nin programa daha geniş koşullarla katılabilmesi ise AB ile yapılacak güvenlik ve savunma düzenlemelerine bağlı. Bu nedenle “Türkiye SAFE programına tamamen dahil oldu” şeklinde bir sonuç bugün için doğru değil. Bununla birlikte Türkiye merkezli şirketlerin Avrupa’daki iştirakleri ve ortak girişimleri, projelerin hukuki yapısına göre farklı değerlendirmelere tabi olabiliyor. Bu ayrım, SAFE tartışmasının yalnız siyasi onay değil, şirketlerin yerleşikliği, kontrolü ve üretim zincirinin nerede bulunduğuyla da ilgili olduğunu gösteriyor.
Türkiye savunma sanayisi hakkındaki İsrail basını analizi, Tel Aviv’in Ankara’nın askeri gücünden çok Avrupa’daki savunma ağlarına giderek daha fazla entegre olmasını izlediğini gösteriyor. Veriler, Türkiye’nin ihracat sıralamasında yükseldiğini doğrularken Avrupa güvenliğindeki siyasi ağırlığın nasıl şekilleneceği ise SAFE erişimi, yeni ortaklıklar ve gelecek savunma anlaşmalarıyla belirlenecek. Bu gelişmeler, savunma ihracatının diplomatik ilişkilerle birlikte okunmasını da zorunlu hale getiriyor.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026İSTANBUL
15 Ekim 2026GÜNDEM
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.