Borsa İstanbul’daki yatırım fonlarıyla ilgili kriz ve adli soruşturmalar büyürken, yalnız işlemleri yapan şirketlerin değil, denetimin zamanlamasının da incelenmesi gerektiği tartışılıyor. Fon denetimi sorumluluğu bakımından en dikkat çekici bilgi Sermaye Piyasası Kurulunun kendi açıklamasında yer aldı. SPK, belirli fonların düşük fiili dolaşımlı paylarda ekonomik gerçeklik ve şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine yol açtığını 2025’in son çeyreğinde gözlemlediğini bildirdi.
Fon denetimi sorumluluğu neden tartışılıyor?
SPK’nın 18 Eylül 2026 tarihli resmî açıklamasına göre konu, 2 Aralık 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK başkanlığında toplanan Finansal İstikrar Komitesinin gündemine taşındı. Kurul, Şubat 2026’da Merkezi Kayıt Kuruluşundan görüş istediğini, Haziran ve Temmuz aylarında yeni düzenlemeler yaptığını ve kapsamlı Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i 28 Ağustos’ta yayımladığını açıkladı.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde SPK’nın görevleri arasında sermaye piyasası kurumlarının işlemlerinin mevzuata uygunluğunu kontrol etmek, gözetim ve denetim yapmak, kamunun zamanında ve doğru bilgilendirilmesini sağlamak ve finansal istikrar için diğer düzenleyici kurumlarla iş birliği yürütmek bulunuyor. Fon denetimi sorumluluğu tartışmasının temelinde de bu görevlerle müdahalenin zamanlaması arasındaki ilişki bulunuyor.
Bu kronoloji, kamuoyunda önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Risk 2025’in son çeyreğinde görülmüşse, yatırımcıları koruyacak daha güçlü tedbirler neden daha erken sonuç vermedi? Bu soru tek başına herhangi bir kamu görevlisine suç isnadı anlamına gelmiyor. Hukuki sorumluluğun belirlenebilmesi için hangi kişinin hangi bilgiye ne zaman ulaştığı, hangi somut görevi ve müdahale yetkisi bulunduğu ortaya konulmalı.
Şehrin Haberi’nin Borsa İstanbul’da “Fon Vurgunu” İddiası: Tera ve Pusula’ya Uzanan Zincir Mercek Altında haberinde, Pusula ve Tera fonlarındaki yoğunlaşma, likidite sıkışması ve yatırımcıların karşılaştığı sorunlar ele alınmıştı. Ardından haberiyle adli soruşturmanın şirket yöneticilerine uzandığı aktarılmıştı.
SPK 7 portföy şirketinin fonlarına müdahale etti
SPK, 17 Eylül’de Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy’ün TEFAS’ta işlem gören fonlarını işleme kapattı ve bazı fonların tasfiyesine karar verdi. Kurulun kararı 7 portföy yönetim şirketini kapsadı. tasfiye usulündeki üç aylık süre altı aya çıkarıldı. Aynı gün İstanbul’da sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında 15 şüpheli daha gözaltına alındı.
Adli işlemler, gözaltına alınan kişilerin suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Soruşturmadaki kişiler bakımından masumiyet karinesi geçerli. Aynı şekilde, SPK’nın 2025’te risk gördüğünü açıklaması da tek başına denetim görevlilerinin suç işlediğini göstermiyor. Fon denetimi sorumluluğu ile ceza sorumluluğu aynı kavram değil ve cezai değerlendirme somut delile dayanmak zorunda.
Ceza sorumluluğu otomatik doğmuyor
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesi, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranmasını veya görevini yapmakta ihmal ya da gecikme göstermesini belirli sonuçların doğması hâlinde suç olarak düzenliyor. İhmali davranış bakımından, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikmenin kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanmasına yol açması gerekiyor. Kanunda bu hâl için üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.
Bu nedenle “göz yumanlar neden ceza almıyor?” sorusunun hukuki cevabı, yalnız zararın büyüklüğüne bakılarak verilemez. Fon denetimi sorumluluğu kapsamında bir kamu görevlisinin cezai sorumluluğundan söz edebilmek için somut görevin, bilginin edinildiği tarihin, kullanılabilecek yetkinin, ihmal veya gecikmenin ve ortaya çıkan sonuçla bağlantının delillerle belirlenmesi gerekiyor.
Ceza sorumluluğundan ayrı olarak idari ve hukuki sorumluluk da gündeme gelebilir. Portföy yönetim şirketleri, fon yöneticileri, saklama kuruluşları, piyasa altyapısı ve düzenleyici kurumların görevleri aynı değil. Bu nedenle “kim engellemeliydi?” sorusunun cevabı her aktörün mevzuattan doğan yükümlülüğüne ve somut işlem zincirine göre ayrı ayrı değerlendirilmek zorunda. Bu ayrım, olası sorumluluk türlerinin birbirine karıştırılmaması açısından önem taşıyor.
Kamuya açıklanan güncel adli işlemler sermaye piyasası işlemleri ve bu işlemlerle bağlantılı şüpheliler üzerinde yoğunlaşıyor. Denetim tarafında ise kamuoyuna açıklanmış ayrı bir ceza soruşturması bilgisi bulunmuyor. Bu durum fon denetimi sorumluluğu tartışmasını ortadan kaldırmıyor; fakat “göz yumma” nitelemesinin cezai bir sonuca dönüşebilmesi için savcılık soruşturması ve somut deliller gerekiyor.
Asıl aydınlatılması gereken nokta, SPK’nın 2025’in son çeyreğinde tespit ettiğini açıkladığı olağandışı hareketlerle Ağustos-Eylül 2026’daki sert müdahaleler arasındaki dönemde hangi denetimlerin yapıldığı, hangi uyarıların verildiği ve neden daha erken sonuç alınamadığı. Fon denetimi sorumluluğu ancak bu kronoloji ve karar kayıtları ortaya çıktığında sağlıklı biçimde değerlendirilebilecek.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026İSTANBUL
15 Ekim 2026GÜNDEM
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.