DOLAR 49,40290,03%
EURO 55,46950,65%
ALTIN 6.588,981,05
BITCOIN 4034025-1.9001%
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
Denizolgun soruşturması: 6 şüpheliye 3 ayrı dava açıldı

Denizolgun soruşturması: 6 şüpheliye 3 ayrı dava açıldı

Denizolgun soruşturması: 6 şüpheliye 3 ayrı dava açıldı
0

BEĞENDİM

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet DENİZOLGUN’un 7 Eylül 2016’daki ölümüne ilişkin yürütülen Denizolgun soruşturması yeni bir aşamaya geçti. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosunun yürüttüğü dosyada, özel doktor N.D., üç Adli Tıp Kurumu görevlisi ile iki şüpheli hakkında farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açıldı. Şüpheli ölüm iddiasına ilişkin ana soruşturmanın ise çok yönlü olarak devam ettiği bildirildi.

Açılan davaların ilki, soruşturmada daha önce tanık sıfatıyla dinlenen ve ardından tutuklanan özel doktor N.D. hakkında “yalan tanıklık” suçlamasına dayanıyor. İkinci davada Adli Tıp Kurumu görevlileri İ.Ç., Ç.K. ve S.Ç. “belgede sahtecilik” suçlamasıyla yargılanacak. Üçüncü davada ise A.G.D.K. ile H.T.K. hakkında “suç delillerini yok etme” suçundan kamu davası açıldı. Böylece dosyanın farklı delil ve işlem başlıkları ayrı yargılamalara taşındı.

Denizolgun soruşturması: 6 şüpheli hakkında 3 ayrı dava

Denizolgun soruşturması bakımından en önemli hukuki ayrım, bugün açılan üç davayla ölümün nasıl gerçekleştiğine ilişkin ana soruşturmanın birbirinden farklı süreçler olması. Kamu davası açılan 6 kişi hakkındaki suçlamalar yalan tanıklık, belgede sahtecilik ve suç delillerini yok etme başlıklarında toplandı. Buna karşılık Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerle mi gerçekleştiği, yoksa dış müdahale bulunup bulunmadığına ilişkin inceleme henüz nihai sonuca bağlanmadı.

Başsavcılığın daha önceki açıklamasında, 25 Ağustos 2026 tarihli bilirkişi raporundaki “şüpheli ölüm” tespiti üzerine Alihan Kuriş’in de aralarında bulunduğu şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturmanın sürdüğü belirtilmişti. Aynı açıklamada 2016 tarihli “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” raporu, otopsi videosuna ilişkin yazışmalar, HTS kayıtları, olay tarihindeki kolluk kayıtları ve tereke dosyasından gelecek belgelerin birlikte değerlendirileceği bildirilmişti.

Otopsi videosu dosyada neden kritik hale geldi?

Dosyanın Adli Tıp Kurumu boyutunda, 2016’daki otopsiye ilişkin video kaydının varlığı önemli başlıklardan biri oldu. Başsavcılığın açıklamasına göre savcılığın otopsi video kaydını isteyen yazılarına ilk aşamada böyle bir kayıt bulunmadığı yönünde cevap verildi. Daha sonra 18 Ağustos 2026’da kaydın mevcut olduğu bildirilerek video savcılığa gönderildi. Bu süreç, kurum görevlileri hakkında yürütülen sahtecilik soruşturmasının da konusu oldu.

Şehrin Haberi, daha önce Denizolgun’un ölüm dosyasındaki bilirkişi raporunun ayrıntılarını yayımlamıştı. Raporda 2016 otopsisine ait 145 fotoğraf ve video görüntüsü, dönemin adli tıp raporları, kriminal incelemeler, olay yeri kayıtları, tanık ifadeleri ve fethi kabir tutanağı birlikte değerlendirildi.

Bilirkişi raporunda Denizolgun’un göğüs bölgesinde ölümden önce oluşmuş olabileceği değerlendirilen dört ayrı ekimotik alan bulunduğu belirtildi. Raporda belirli bir nefessiz bırakma mekanizmasının bilimsel olarak dışlanamayacağı değerlendirmesine yer verilirken, bu tespit kesin ölüm nedeni olarak sunulmadı. Aynı rapor, ölüm nedeninin netleştirilebilmesi için eski ve yeni numuneler üzerinde ek analizler yapılmasını ve dosyanın ilgili Adli Tıp ihtisas kurullarınca birlikte değerlendirilmesini önerdi.

Raporda ayrıca 2016’daki incelemelerde bazı ağır metallerin tespit edildiği, ancak düzeylerinin belirtilmemesi nedeniyle bunların ölüm üzerindeki etkisinin mevcut verilerle objektif biçimde değerlendirilemediği kaydedildi. Bu nedenle dosyadaki adli tıbbi bulgular, tek bir unsur üzerinden değil, farklı numune ve kayıtların birlikte incelenmesiyle değerlendiriliyor.

Özel doktor hakkındaki yalan tanıklık davası

Özel doktor N.D. hakkındaki dava, 26 Ağustos’ta tanık olarak verdiği ifadeyle dosyadaki diğer kayıtlar arasında bulunduğu belirtilen çelişkilere dayanıyor. Savcılığın tutuklamaya sevk yazısında N.D.’nin ihbarın kim tarafından ve saat kaçta yapıldığını bilmediğini, Denizolgun’un doktoru olmadığını ve ölümü şüpheli değerlendirmediğini söylediği kaydedildi.

Beykoz Riva Polis Merkezi Amirliğinin 155 Acil Çağrı ihbarı çözüm tutanağında ise ihbarı N.D.’nin yaptığı, kendisini ailenin hekimi olarak tanıttığı ve ölümün şüpheli olduğunu belirttiği tespiti yer aldı. Savcılık ayrıca HTS kayıtları ile bazı tanık beyanlarının N.D.’nin anlatımıyla çeliştiğini değerlendirdi. N.D. 4 Eylül’de “yalan tanıklık” suçlaması kapsamında tutuklandı; 2 Ekim’de aynı suçlamayla hakkında kamu davası açıldığı bildirildi.

Bu dava, N.D.’nin isnat edilen suçu işlediğinin kesinleştiği anlamına gelmiyor. İddianamedeki suçlama, savunma ve deliller yargılama sırasında mahkeme tarafından değerlendirilecek.

Fethi kabir sonrası inceleme hangi aşamada?

Denizolgun’un gerçek ölüm nedeninin yeniden araştırılması amacıyla 19 Ağustos 2026’da İstanbul Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri açıldı. Şehrin Haberi, fethi kabir işlemi ve yeniden inceleme sürecini daha önce ayrıntılı olarak aktarmıştı. Mezardan alınan örnekler Adli Tıp Kurumunda farklı uzmanlık birimlerince incelendi ve ön inceleme sonucu elde edilen bilgi ve belgeler raporlama için 1. Adli Tıp İhtisas Kuruluna gönderildi.

Adalet Bakanlığının kamuoyuna yansıyan değerlendirmesinde de ölümün doğal nedenlerle gerçekleşip gerçekleşmediği veya dış müdahale bulunup bulunmadığına ilişkin iddiaların araştırıldığı ve Adli Tıp Kurumu raporunun soruşturmanın seyri açısından önem taşıdığı belirtildi. Bu açıklama da dosyanın ölüm nedenine ilişkin ana bölümünün henüz sonuçlanmadığını gösteriyor.

Denizolgun soruşturmasında bundan sonra ne olacak?

2 Ekim itibarıyla Denizolgun soruşturması içinde üç ayrı kamu davası açılmış durumda. Bu davalarda 6 şüpheliye yöneltilen suçlamalar mahkemelerde ayrı ayrı ele alınacak. Şüpheli ölüm iddiasına ilişkin ana dosyada ise fethi kabirden alınan örnekler, otopsi kayıtları, bilirkişi değerlendirmeleri, HTS verileri, tanık ifadeleri ve diğer delillerin birlikte incelenmesi sürüyor.

Dosyadaki son gelişme, yaklaşık 10 yıl önce “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilen ölümün yeniden incelenmesi sürecinde bazı işlemlerin artık dava aşamasına taşındığını gösteriyor. Ancak ölümün kesin nedeni ve herhangi bir kişinin ölümden cezai olarak sorumlu olup olmadığı konusunda kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.

Arif Ahmet DENİZOLGUN’un ölümünün nasıl gerçekleştiğine ilişkin nihai değerlendirme, devam eden adli tıbbi incelemeler ve yargısal süreçler tamamlandıktan sonra yapılabilecek. Açılan üç kamu davası ise ana ölüm soruşturmasından doğan belirli eylem iddialarını mahkeme önüne taşıyor.

Haber: Muhammet BAYRAKTAR

Yayın Tarihi: 02.10.2026 - 18:06
Güncelleme:

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP