Ortadoğu’da son yılların en kritik güç mücadelesi olarak değerlendirilen ABD-İsrail ve İran gerilimi, savaş tarihinde sık rastlanmayan bir gerçeği yeniden ortaya çıkardı: Her zaman en güçlü silahlara sahip olmak zafer anlamına gelmiyor.
Dünyanın en büyük askeri bütçesine sahip ABD ile Ortadoğu’nun en gelişmiş hava kuvvetlerinden birine sahip İsrail, İran’a karşı yürütülen operasyonlarda teknolojik üstünlüklerini sahaya yansıttı. Modern savaş uçakları havalandı, hassas güdümlü mühimmatlar kullanıldı, istihbarat operasyonları devreye sokuldu ve ekonomik yaptırımlar en üst seviyeye çıkarıldı.
Ancak tüm bu güce rağmen ortaya çıkan sonuç, Washington ve Tel Aviv’in hedeflediği tablo olmadı.
Operasyonların temel amacı yalnızca askeri hedefleri vurmak değildi.
İran’ın nükleer programının tamamen durdurulması, füze kapasitesinin etkisiz hale getirilmesi, bölgesel nüfuzunun kırılması ve Tahran yönetiminin ciddi şekilde zayıflatılması hedefleniyordu.
Ancak çatışmaların ardından ortaya çıkan tablo, bu hedeflerin hiçbirinin tam anlamıyla gerçekleşmediğini gösterdi.
İran devleti ayakta kaldı.
İran yönetimi görevine devam etti.
İran’ın füze kapasitesi tamamen ortadan kaldırılamadı.
İran’ın nükleer bilgi birikimi yok edilemedi.
İran’ın bölgesel etkisi sona ermedi.
Askeri uzmanlar, yaşanan süreci “taktik başarı, stratejik sonuçsuzluk” olarak tanımlıyor.
Çünkü savaşlarda asıl ölçüt vurulan hedef sayısı değil, siyasi hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığıdır.
ABD ve İsrail hava üstünlüğünü gösterdi.
Teknolojik üstünlüğünü gösterdi.
İstihbarat gücünü gösterdi.
Ancak İran’ın teslim olması sağlanamadı.
İran’da rejim değişmedi.
Devlet mekanizması çökmemiş oldu.
Bu nedenle birçok uzman, yaşanan süreci “güç gösterisinin siyasi başarıya dönüşemediği bir mücadele” olarak değerlendiriyor.
Uzmanlara göre bunun birkaç temel nedeni bulunuyor.
İran, yaklaşık 90 milyonluk nüfusu ve geniş coğrafi derinliğiyle bölgenin en büyük ülkelerinden biri.
Stratejik tesislerinin önemli bölümü yer altında bulunuyor.
Yıllardır uygulanan yaptırımlar nedeniyle kriz şartlarına uyum sağlayan bir devlet yapısına sahip.
Ayrıca ülkenin askeri ve siyasi kurumları çatışma sürecinde işlevlerini sürdürmeye devam etti.
Bu nedenle askeri baskı, beklenen siyasi sonucu doğurmadı.
Ortaya çıkan tablo yalnızca İran için değil, tüm dünya için önemli bir mesaj içeriyor.
Modern savaşlarda milyarlarca dolarlık silah sistemleri, gelişmiş savaş uçakları ve üstün teknoloji tek başına yeterli olmuyor.
Bir ülkenin teslim olması için yalnızca askeri hedeflerin vurulması değil, siyasi iradesinin de kırılması gerekiyor.
İran örneğinde ise bunun gerçekleşmediği görüldü.
ABD ve İsrail büyük bir askeri güç ortaya koydu.
Ancak savaşın sonunda ortaya çıkan tablo, birçok uzmanın ortak değerlendirmesini doğrular nitelikteydi:
“Güç vardı, fakat hedeflenen sonuç yoktu.”
Ortadoğu’nun en büyük sınavı olarak görülen bu mücadele, askeri üstünlük ile siyasi zafer arasındaki farkı bir kez daha gözler önüne serdi.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
24 Temmuz 2026ASAYİŞ
24 Temmuz 2026BÜYÜKÇEKMECE
24 Temmuz 2026İSTANBUL
24 Temmuz 2026GÜNDEM
24 Temmuz 2026BÜYÜKÇEKMECE
24 Temmuz 2026ASAYİŞ
24 Temmuz 2026
1
Ramazan’ın Bereketi Aynı Sofrada Buluştu.İyi Parti Büyükçekmece Yönetim Kurulu İftar Yemeği Buluşması
2
Büyükçekmece Dervişoğlu’nu Bağrına Bastı
3
Türkiye’nin faili meçhul cinayet tablosu: Resmî envanterde 638 dosya, 693 maktul
4
Büyükçekmece’de Kadına destek! BÜTKOOP Açıldı
5
İYİ Parti’den Sert Tepki: “Bu Bir Siyasi Mesajdır”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.