DOLAR 48,63050,04%
EURO 56,1391-0,07%
ALTIN 6.743,190,34
BITCOIN 37768240.22166%
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturmasında çarpıcı tanık: “Beni belki de zehirlerler”
  • Şehrin Haberi
  • Gündem
  • Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturmasında çarpıcı tanık: “Beni belki de zehirlerler”

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturmasında çarpıcı tanık: “Beni belki de zehirlerler”

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturmasında çarpıcı tanık: “Beni belki de zehirlerler”
0

BEĞENDİM

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet DENİZOLGUN’un 2016’daki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada yeni tanık beyanları dosyaya girdi. Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması kapsamında farklı tarihlerde ifade veren tanıklar, cemaat içindeki liderlik mücadelesi, para trafiği ve bazı kişiler arasındaki ilişkiler hakkında dikkat çekici iddialarda bulundu. Dosyaya yansıyan bir tanık beyanında güvenlik endişesi dile getirilerek, “Beni belki de zehirlerler” ifadesinin kullanılması soruşturmanın ulaştığı boyutu yeniden gündeme taşıdı.

 

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu, DENİZOLGUN’un 7 Eylül 2016’daki ölümüne ilişkin soruşturmayı genişleterek sürdürüyor. 2016’da hazırlanan Adli Tıp raporunda ölüm nedeni “beyin kanaması nedeniyle doğal ölüm” olarak değerlendirilmişti. Ancak 2026’da otopsi görüntüleri ve 145 fotoğrafın yeniden incelenmesi sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunda ölüm “şüpheli” bulundu. Bunun üzerine Alihan KURİŞ ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan soruşturma başlatıldı. Bu aşama bir mahkûmiyet kararı anlamına gelmiyor; şüpheliler hakkında masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.

 

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması tanık ifadeleriyle genişledi

 

Soruşturmanın son aşamasında Ankara ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılıklarının dosyalarına giren tanık anlatımları dikkat çekti. Beş ayrı tanığın ifadelerinde, DENİZOLGUN’un ölümünden önce ve sonra cemaat yönetiminde yaşandığı ileri sürülen gelişmeler, Alihan KURİŞ’in konumu ve FETÖ ile bağlantı iddiaları yer aldı. Tanıkların anlattıkları henüz kesinleşmiş yargı kararı niteliğinde değil; savcılık tarafından diğer delillerle birlikte değerlendiriliyor.

 

Eski Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut KÖSEMUSUL’un ifadesinde, 17-25 Aralık sürecinden önce Fetullah GÜLEN’den DENİZOLGUN’a birlikte hareket etme yönünde bir mesaj geldiği iddia edildi. KÖSEMUSUL, DENİZOLGUN’un bu teklife karşı çıkarak devletin yanında duracağını söylediğini aktardı. Başka tanıklar ise DENİZOLGUN’un ölümünün ardından KURİŞ’in kısa sürede cemaat yönetiminde öne çıkarıldığını ve kendisine biat edilmesinin istendiğini ileri sürdü.

 

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması kapsamında verilen ifadelerde, bazı tanıkların cemaat içindeki süreçlere itiraz ettikleri için baskı gördüklerini öne sürdükleri de dosyaya yansıdı. “Beni belki de zehirlerler” şeklindeki ifade de soruşturma kapsamında aktarılan güvenlik kaygılarından biri oldu. Bu söz, tek başına bir suçun işlendiğini kanıtlamıyor; ancak tanığın korku ve baskı algısına ilişkin savcılığın değerlendireceği beyanlardan biri olarak dosyada önem taşıyor.

 

Doktorun ifadesindeki çelişkiler de soruşturmada

 

Dosyanın bir başka önemli başlığı doktor Nurettin DEMİRKOL’un ifadeleri oldu. DEMİRKOL, 26 Ağustos’ta tanık olarak verdiği ifadede 2016’daki acil ihbarı kimin yaptığını bilmediğini söylemişti. Ancak 155 Acil Çağrı çözüm tutanağında arayan kişinin kendisini “Doktor Nurettin Demirkol” diye tanıttığı ve ölümü şüpheli, ani bir ölüm olarak bildirdiği belirlendi. HTS kayıtları ve diğer tanık anlatımlarıyla çelişkiler tespit edilmesinin ardından DEMİRKOL “yalan tanıklık” suçundan tutuklandı.

 

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması yalnız tanık ifadelerine dayanmıyor. Fethi kabir işlemi, otopsi görüntüleri, HTS kayıtları, kriminal belgeler, tereke dosyası ve diğer adli materyaller de savcılık tarafından birlikte inceleniyor. Bilirkişi raporunda DENİZOLGUN’un göğüs bölgesindeki bazı bulguların ölümden önce oluşmuş olabileceği değerlendirilirken, ölüm şeklinin kesinleştirilmesi için soruşturmanın tamamlanması bekleniyor.

 

Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması kurumsal boyutuyla da sürüyor. Başsavcılık, 2016 tarihli “doğal ölüm” raporunda imzası bulunan doktorlar ile otopsi video kaydının daha önce bulunmadığını bildiren, daha sonra kaydın mevcut olduğunu açıklayan Adli Tıp Kurumu yöneticisi hakkında da “resmî belgede sahtecilik” yönünden soruşturma yürütüldüğünü duyurdu. Savcılık, ölümün gerçek nedeninin ortaya çıkarılabilmesi için eski raporlar ile yeni bilirkişi tespitlerinin karşılaştırıldığını ve delillerin birlikte değerlendirileceğini bildirdi. Soruşturmanın hangi suçlamalarla dava aşamasına taşınacağı ise henüz kesinleşmiş değil.

 

İnanç istismarı sorgulanmadan kabul edilmemeli

 

Ortaya çıkan iddialar, dini inanç ile kişi veya yapıların sorgulanamaz otorite haline getirilmesi arasındaki farkı da yeniden hatırlatıyor. İnanç, insanların en mahrem ve saygı duyulması gereken değerlerinden biri. Ancak dini duygular üzerinden para, güç, bağlılık veya kişisel menfaat elde etmeye çalışan kişi ve yapılara karşı toplumun sorgulayıcı olması gerekiyor. Hiç kimse yalnız dini söylem kullandığı için hukukun, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin üzerinde görülemez.

 

Bu nedenle “din simsarlığı” olarak tanımlanan inanç istismarına karşı ölçü, kişinin söylediği sözden önce yaptığı iş, kullandığı para, kurduğu ilişki ve hukuka bağlılığı olmalı. Arif Ahmet DENİZOLGUN soruşturması hakkında nihai hükmü bağımsız yargı verecek. Tanık iddialarının hangilerinin delillerle doğrulanacağı da soruşturma sonucunda ortaya çıkacak. Kamuoyu açısından temel ilke ise açık: dini değerleri kişisel güç veya çıkar için kullananlara sorgusuz inanılmamalı, suç isnatlarında da kesinleşmiş yargı kararı beklenmeli.

 

Haber: Muhammet BAYRAKTAR

Yayın Tarihi: 12.09.2026 - 19:29
Güncelleme: 12.09.2026 - 19:29

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP