İstanbul’da beklenen olası Marmara depremiyle ilgili tartışmalar sürerken, uzmanların dikkat çektiği en kritik konulardan biri de ulaşım ve lojistik hatlarının sürekliliği. Büyükçekmece özelinde değerlendirildiğinde ise ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı. İlçenin doğu-batı yönlü ulaşımının büyük ölçüde D-100 Karayolu ve yan bağlantı yollarına bağlı olması, olası bir depremde yaşanabilecek tek bir yapı çökmesinin bile zincirleme etkiler yaratabileceğini gösteriyor.
Büyükçekmece, İstanbul’un Avrupa Yakası ile Trakya arasındaki en önemli geçiş noktalarından biri konumunda bulunuyor. Günlük on binlerce araç D-100 Karayolu üzerinden ilçeden geçerken, sağlık, gıda, akaryakıt, arama-kurtarma ve insani yardım lojistiğinin önemli bölümü de bu güzergâhı kullanıyor.
İlçede yaşanan günlük trafik yoğunluğu bile olası afet senaryoları açısından önemli ipuçları veriyor. Özellikle hafta sonları ve hafta içi günün belirli saatlerinde, sahil hattı ve kent merkezi bağlantılarında hatalı parklar ile çift sıra park yapan araçlar nedeniyle trafik akışı ciddi şekilde yavaşlıyor. Normal şartlarda birkaç dakika sürmesi gereken Atirus AVM ile Albatros arasındaki ulaşımın zaman zaman 20 dakikaya kadar uzadığı gözlemleniyor. Bu durum, herhangi bir deprem yaşanmadan dahi ulaşım koridorlarının ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre deprem sonrasında en büyük risklerden biri yalnızca bina yıkımları değil, yolların kullanılamaz hale gelmesi. Bir binanın ana arter üzerine devrilmesi, enkazın yolu tamamen kapatması veya ağır hasarlı yapıların yol güvenliğini tehdit etmesi durumunda ambulanslar, itfaiye ekipleri, AFAD ekipleri ve yardım konvoyları bölgeye ulaşmakta ciddi zorluk yaşayabilir. Hâlihazırda çift sıra park nedeniyle zaman zaman kilitlenen güzergâhların, deprem sonrasında enkaz ve terk edilmiş araçlarla tamamen kapanma riski bulunuyor.
Büyükçekmece’de özellikle D-100 Karayolu çevresindeki eski yapı stokunun durumu, üst geçitler, kavşaklar ve bağlantı yollarının dayanıklılığı afet yönetimi açısından kritik önem taşıyor. Yolun herhangi bir noktasında meydana gelecek bir kapanma yalnızca Büyükçekmece’yi değil, Silivri, Çatalca ve Trakya yönünden İstanbul’a gelecek yardım koridorlarını da etkileyebilir.
Deprem sonrası ilk 72 saat “altın saatler” olarak kabul ediliyor. Bu süreçte yolların açık kalması, arama kurtarma ekiplerinin hızlı sevki, sahra hastanelerinin kurulması, içme suyu ve gıda dağıtımı için lojistik koridorların işler durumda olması gerekiyor. Ancak tek bir riskli yapının ana ulaşım aksına yıkılması ya da kritik bir kavşak noktasının kapanması, yardım çalışmalarını saatlerce geciktirebilir.
Uzmanlar, afetlere hazırlığın yalnızca bina güçlendirmeleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Hatalı parkların önlenmesi, acil durum koridorlarının oluşturulması, ana ulaşım aksları üzerindeki riskli yapıların öncelikli dönüşüme alınması ve alternatif ulaşım planlarının hazırlanması gerektiği vurgulanıyor.
Afetlere dirençli bir Büyükçekmece için artık sadece bina güvenliği değil, lojistik güvenlik de hayati önem taşıyor. Çünkü olası bir depremde bazen tek bir bina, bazen de birkaç aracın oluşturduğu trafik düğümü, yüz binlerce insanın yardım alma sürecini etkileyebilecek sonuçlar doğurabiliyor.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
30 Ağustos 2026ASAYİŞ
30 Ağustos 2026BÜYÜKÇEKMECE
30 Ağustos 2026İSTANBUL
30 Ağustos 2026GÜNDEM
30 Ağustos 2026BÜYÜKÇEKMECE
30 Ağustos 2026ASAYİŞ
30 Ağustos 2026
1
BÜYÜK MÜBADELE DERNEĞİ’NDEN MUHARİP GAZİLERE ANLAMLI ZİYARET
2
Ay Yıldızlı Kostümlerle Festivalin Gözdesi Oldular
3
Büyük Mübadele Derneği’nde Kongre Öncesi Hazırlık Toplantısı Yapıldı
4
Büyükçekmece’de Yaşlı ve Engelli Bakım Merkezlerine Yakın Takip
5
MAGDER, Malatyalıları Ortak Vizyon Etrafında Buluşturmayı Hedefliyor
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.