Marmara Denizi’ndeki deprem tehlikesine ilişkin tartışmalara Prof. Dr. Osman Bektaş’ın yeni değerlendirmesi eklendi. Bektaş, Marmara fayları üzerinde bazı bölümlerin tamamen kilitli olmadığını, “creep” olarak adlandırılan yavaş kayma hareketinin fayda biriken gerilimin bir kısmını zaman içinde azaltabileceğini belirtti. Bu nedenle bazı büyük deprem senaryolarında büyüklük tahminlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Ancak mevcut bilimsel çalışmalar, Marmara’daki deprem tehlikesinin ortadan kalktığını göstermiyor.
Bektaş’ın değerlendirmesinde dikkat çektiği temel konu, Kumburgaz Havzası’nın batısında Ana Marmara Fayı üzerinde ölçülen yavaş kayma hareketi. Avrupa Yerbilimleri Birliği’nin 2026 Genel Kurulu’nda sunulan çalışmada, bu bölgede yılda yaklaşık 10 ila 15 milimetrelik sağ yanal sürünme beklendiği açıklandı. Araştırmacılar, bu sonucu daha önceki ölçümlerle birlikte ele aldıklarında Ana Marmara Fayı’nın batı yarısının kısmen süründüğünü, doğu yarısının ise daha güçlü biçimde kilitli olduğunu değerlendirdi.
Kumburgaz’ın batısındaki akustik ölçüm çalışması Mayıs 2017’de başladı. Araştırmacılar deniz tabanına yerleştirilen cihazlarla fayın iki tarafındaki mesafe değişimini izledi ve ilk değerlendirmelerde Nisan 2019’a kadar uzanan yaklaşık iki yıllık veriyi kullandı. Çalışmada cihazların 23 Nisan 2025’teki 6,2 büyüklüğündeki deprem sırasında da çalışmayı sürdürdüğü, 2019 sonrası kayıtların ayrıca analiz edilmesinin beklendiği bildirildi. Bu ayrıntı, açıklanan 10–15 milimetrelik yıllık sürünme değerinin önemli olmakla birlikte daha geniş veri setiyle yeniden değerlendirilebileceğini gösteriyor. Bilim insanları, fay davranışının yalnız tek bir ölçüm dönemine değil, uzun süreli gözlemlere göre anlaşılması gerektiğini özellikle vurguluyor. Bu nedenle Marmara fayları hakkındaki yeni verilerin zaman içinde başka ölçümlerle karşılaştırılması, deprem tehlikesinin daha sağlıklı modellenmesi açısından önem taşıyor.
Marmara fayları için yavaş kayma ne anlama geliyor?
Jeolojide “creep” olarak kullanılan kavram, bir fayın büyük ve ani bir kırılma olmadan çok yavaş biçimde hareket etmesini anlatıyor. Bu hareket, fayın ilgili bölümünde biriken gerilimin bir kısmının sürekli veya dönemsel olarak boşalmasına yol açabiliyor. Bektaş da bu mekanizmayı, Marmara fayları üzerindeki enerji bütçesinin hesaplanmasında dikkate alınması gereken önemli bir unsur olarak değerlendiriyor.
Bektaş’a göre fayın bir bölümünün yavaşça hareket etmesi, o kesimde biriken enerjinin tamamının tek bir büyük depremde açığa çıkmayabileceği anlamına gelebilir. Bu nedenle geçmişte yapılan bazı yüksek büyüklük senaryolarının, güncel ölçümler ve fayın bugünkü davranışı dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini ifade ediyor. Buna karşın yavaş kayma görülen bir bölümün varlığı, Marmara’daki bütün fay sisteminin aynı özellikte olduğu anlamına gelmiyor.
Nitekim Kumburgaz’ın batısındaki ölçümlerin sunulduğu bilimsel çalışmada da önemli bir uyarı yer alıyor. Araştırmacılar, batı kesimindeki kısmi sürünmeye rağmen Ana Marmara Fayı’nın doğu yarısının kilitli olduğunu ve sistemin 7’nin üzerinde deprem üretme potansiyelini koruduğunu belirtiyor. Başka bir EGU 2026 çalışması da 23 Nisan 2025’teki 6,2 büyüklüğündeki Marmara depreminden sonra fay segmentleri arasındaki stres aktarımını ve olası çok segmentli kırılmaları inceleyerek bölgedeki sismik tehlikenin devam ettiğine işaret ediyor.
Büyük Marmara depremi ihtimali zayıflıyor mu?
Bu nedenle “Marmara fayları enerji kaybediyor, büyük deprem artık beklenmiyor” şeklinde kesin bir sonuç çıkarmak mevcut verilerle mümkün değil. Bektaş’ın açıklaması, bazı kesimlerdeki yavaş kaymanın beklenen deprem büyüklüğü üzerinde azaltıcı etkisi olabileceği yönünde bir uzman değerlendirmesi niteliği taşıyor. Bilimsel çalışmalar ise Marmara’nın farklı segmentlerinin farklı davranış gösterdiğini ortaya koyuyor.
Özellikle İstanbul’un güneyindeki doğu kesimlerinde kilitlenmenin sürdüğünü gösteren çalışmalar, büyük deprem olasılığının tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor. EGU 2026’da sunulan başka bir araştırmada da Prens Adaları segmentinin kilitli olduğu ve yaklaşık 7 büyüklüğünde deprem üretme potansiyeli taşıdığı değerlendirmesine yer verildi. Bu bulgular, Marmara fayları için tek bir senaryo yerine segment bazlı değerlendirme yapılması gerektiğini gösteriyor.
Depremin tam zamanını mevcut bilimsel yöntemlerle önceden belirlemek mümkün olmadığı için yeni ölçümlerin “deprem olmayacak” şeklinde yorumlanması doğru değil. Fayın hangi bölümünün ne ölçüde kilitli olduğu, sürünme oranları, geçmiş depremler ve stres aktarımı birlikte inceleniyor. Yeni veriler deprem modellerini değiştirebilir veya belirli senaryoların olasılığını azaltabilir; ancak İstanbul ve Marmara için hazırlık gerekliliğini ortadan kaldırmıyor.
Uzmanların farklı bilimsel yaklaşımları tartışmayı sürdürmesi beklenirken, yapı güvenliği, kentsel dönüşüm, acil durum planları ve bireysel hazırlık önemini koruyor. Marmara fayları hakkında elde edilen her yeni ölçüm risk modellerini geliştirebilir; buna rağmen tek bir çalışmadan kesin deprem tarihi ya da kesin büyüklük sonucu çıkarılamıyor.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
15 Eylül 2026ASAYİŞ
15 Eylül 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Eylül 2026İSTANBUL
15 Eylül 2026GÜNDEM
15 Eylül 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Eylül 2026ASAYİŞ
15 Eylül 2026
1
ARABESK MÜZİĞİN ACI KAYBI: CANSEVER HAYATINI KAYBETTİ
2
Türkiye’nin faili meçhul cinayet tablosu: Resmî envanterde 638 dosya, 693 maktul
3
Büyükçekmece Çakmaklı yangını barınağa ilerliyor
4
Silivri gemi kazası: Aramalar su altına genişletildi
5
Serhat Kılıç evinde ölü bulundu: Soruşturma başlatıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.