DOLAR 49,41590,04%
EURO 55,58170,78%
ALTIN 6.605,161,30
BITCOIN 4014081-2.37752%
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
  • -
Yağmurda boğulan şehir: İstanbul yağmur krizi depremi düşündürdü

Yağmurda boğulan şehir: İstanbul yağmur krizi depremi düşündürdü

Yağmurda boğulan şehir: İstanbul yağmur krizi depremi düşündürdü
0

BEĞENDİM

İstanbul yağmur krizi, iki gündür yalnız hava koşullarını değil kentin ulaşım, altyapı ve afet hazırlığı kapasitesini de tartışmaya açtı. 14 Ekim’de sağanakla birlikte yollar, alt geçitler, bodrumlar ve bazı toplu ulaşım noktaları su altında kaldı; trafik akşam saatlerinde yüzde 89’a kadar çıktı. Valilik verilerine göre AFAD ve 112’ye 2 bin 518 ihbar ulaştı.

İstanbul’un kuzey ve orta kesimlerinde bazı noktalarda metrekareye 50-95 kilogram, Ömerli’de ise 190 kilogramın üzerinde yağış ölçüldü. İki kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Esenyurt, Başakşehir, Sultangazi, Sarıyer, Kağıthane, Küçükçekmece ve Büyükçekmece’de su baskınları, mahsur kalmalar, dere taşmaları ve ulaşım sorunları yaşandı.

Sahadaki tablo yalnız karayollarıyla sınırlı kalmadı. Hacıosman Metro İstasyonu su aldı, Başakşehir’de şehir hastanesine bağlanan alt geçitte araçlar güçlükle ilerledi, Sarıyer Ayazağa’da bir İETT otobüsündeki yolcular sel nedeniyle aracın üzerine çıkmak zorunda kaldı. Kağıthane Deresi taşarken bazı okul ve kampüslerde tahliye ihtiyacı doğdu. Bu örnekler sorunun tek bir mahalleye ya da tek bir altyapı hattına sıkışmadığını gösterdi.

Üstelik kuvvetli yağış ve fırtına günler öncesinden duyurulmuştu; bu durum müdahale kadar önleyici hazırlığın, riskli noktaların kontrolünün ve kurumlar arası koordinasyonun da sorgulanmasını kaçınılmaz kılıyor.

İstanbul yağmur krizi: Binlerce ihbar, kilitlenen trafik

AKOM’un 14 Ekim bilançosuna göre İBB 8 bin 392 personel ve 2 bin 246 araçla sahadaydı; 1.901 ihbara müdahale edildi. Buna karşılık Valilik verilerinde tüm kurumlara ulaşan toplam ihbar sayısı 2 bin 518’e, su baskını ihbarı 1.277’ye çıktı. 15 heyelan ve 47 mahsur kalma olayı kayda geçti.

Rakamlar iki gerçeği aynı anda gösteriyor: Yağış olağanüstü şiddetliydi, ancak önceden yapılan meteorolojik uyarılara rağmen kentin birçok noktasında günlük hayat kısa sürede aksadı. Şehrin Haberi’nin daha önce yayımladığı İstanbul sağanak uyarısı haberinde de sel, su baskını ve ulaşım riski günler öncesinden aktarılmıştı.

Şikâyetlerin odağında ızgaralar, alt geçitler ve müdahale süresi

İstanbul yağmur krizi boyunca vatandaşların sahadan aktardığı temel sorunlar tıkanan yağmur suyu ızgaraları, su dolan alt geçitler, bodrum baskınları, yollarda mahsur kalan araçlar ve müdahalenin geciktiği yönündeki şikâyetlerde yoğunlaştı. Her olayın nedeni aynı değil; bazı bölgelerde yağış kapasiteyi aşarken bazı noktalarda bakım, drenaj ve yerel tahliye performansının ayrıca incelenmesi gerekiyor.

İBB Yol Bakım’ın kendi görev tanımında ana arterlerde yağmur suyu ızgara, baca ve kanallarının yapımı, temizliği ve su birikintilerinin giderilmesi açıkça yer alıyor. Resmî görev tanımı, ana yollar ve alt geçitlerde önleyici bakımın doğrudan kurumsal sorumluluk olduğunu gösteriyor. Yerel sokaklar ve temizlik hizmetlerinde ise ilçe belediyelerinin sorumluluğu devreye giriyor.

Şehrin Haberi’nin Büyükçekmece kış hazırlıkları analizinde de yalnız yeni altyapı yatırımlarının değil, ızgara temizliği, dere ağızlarının kontrolü ve düşük kotlu bölgelerin sürekli izlenmesinin belirleyici olduğu vurgulanmıştı.

Personel çok, sorun neden yine büyük?

İstanbul yağmur krizi tartışmasının merkezindeki soru bu. Binlerce personelin sahada olması müdahale kapasitesini gösteriyor; fakat afet yönetiminde başarı yalnız kaç ekip çıkarıldığıyla ölçülemez. Önceden bilinen risk noktalarının yağıştan önce kontrol edilmesi, pompaların hazır tutulması, kritik alt geçitlerin anlık kapatılması, trafik yönlendirmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı en az müdahale sayısı kadar önemli.

Bu nedenle “tek kurum suçlu” sonucu teknik inceleme olmadan kurulamaz. İBB, İSKİ, ilçe belediyeleri, Karayolları, AFAD ve diğer kamu kurumlarının hangi noktada hangi sorumluluğu yerine getirip getirmediğinin olay bazında açıklanması gerekiyor. Kamuoyunun ihtiyaç duyduğu şey personel sayısından çok; hangi ızgaranın tıkandığı, hangi pompanın çalışmadığı, hangi kapasitenin aşıldığı ve müdahalenin kaç dakikada yapıldığıdır.

Yağmurda trafik duruyorsa depremde ne olur?

İstanbul yağmur krizi asıl kritik soruyu burada ortaya çıkarıyor. Şiddetli yağmurda trafik yüzde 89’a ulaşırken bazı ana arterler ve alt geçitler kullanılamaz hale geldiyse, beklenen büyük İstanbul depreminde enkaz, hasarlı köprü ve viyadükler, elektrik ve haberleşme kesintileriyle ulaşım çok daha ağır bir sınav verebilir.

İstanbul İl Afet Müdahale Planı, afet sonrasında ana arterlerin açılmasını, alternatif yolların belirlenmesini ve tıkanan güzergâhlardaki enkazın öncelikle kaldırılmasını özel görev olarak tanımlıyor. Planın varlığı önemli; fakat yağmurda yaşananlar bu planların gerçek şehir koşullarında ne kadar hızlı uygulanabileceğinin düzenli olarak sınanması gerektiğini gösteriyor.

Bu karşılaştırma “depremde İstanbul kesin kilitlenir” anlamına gelmiyor. Ancak iki günlük yağış, afet hazırlığının kâğıt üzerindeki planlardan ibaret olamayacağını açık biçimde hatırlattı. İstanbul yağmur krizi için şimdi asıl ihtiyaç; sorumluluğu birbirine atan kurumlar değil, ölçülebilir performans verileri, ortak kriz yönetimi ve deprem öncesinde test edilmiş kesintisiz ulaşım planıdır.

Haber: Muhammet BAYRAKTAR

Yayın Tarihi: 15.10.2026 - 10:53
Güncelleme:

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP