Türkiye’nin millî silah sanayisi; savaş uçağından insansız hava araçlarına, balistik füzelerden hava savunma sistemlerine, savaş gemilerinden elektronik harp teknolojilerine kadar geniş bir alanda büyümeye devam ediyor. 2025 yılında 10 milyar doları aşan savunma ve havacılık ihracatı, Türk savunma sanayisinin ulaştığı üretim gücünü ortaya koyarken gözler artık kritik parçaların millîleştirilmesine, seri üretim kapasitesinin artırılmasına ve projelerin zamanında teslim edilmesine çevrildi.
Türkiye, uzun yıllar boyunca silah, mühimmat, savaş uçağı, helikopter, füze ve elektronik sistem ihtiyacının önemli bölümünü yabancı ülkelerden karşılayan bir ülke konumundaydı. Uygulanan ambargolar, satış kısıtlamaları ve yedek parça sorunları ise millî savunma sanayisinin güvenlik açısından zorunlu olduğunu gösterdi.
Son yıllarda gerçekleştirilen yatırımların ardından Türkiye; kendi insansız hava aracını, savaş gemisini, zırhlı aracını, füzesini, radarını, akıllı mühimmatını ve elektronik harp sistemini geliştirebilen ülkeler arasına girdi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığının verilerine göre sektörde 3 bin 500’ün üzerinde firma faaliyet gösterirken çalışan sayısı 100 bini, toplam ciro ise 20 milyar doları aştı.
Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki mal ve hizmet ihracatı 2025 yılında 10 milyar 54 milyon dolara ulaşarak tarihî rekor kırdı. Aynı yıl imzalanan yeni ihracat sözleşmelerinin toplam değerinin 17,9 milyar dolara ulaşması, gelecek yıllardaki teslimatlarla ihracatın daha da artabileceğini gösterdi.
Millî silah sanayisinin en dikkat çeken projelerinin başında Millî Muharip Uçak KAAN geliyor. İlk uçuşunu 21 Şubat 2024 tarihinde gerçekleştiren KAAN’ın geliştirme, deneme ve yeni prototip üretim çalışmaları devam ediyor.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii ile Endonezya Savunma Bakanlığı arasında 48 adet KAAN’ın satışına yönelik kesin sözleşme imzalanması, Türk savunma sanayisi açısından tarihî bir gelişme oldu. Anlaşmanın yalnızca uçak satışını değil, eğitim ve yerel üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesini de kapsadığı açıklandı.
KAAN’ın seri üretim ve teslimat aşamasına geçmesi hâlinde Türkiye, kendi savaş uçağını tasarlayan, geliştiren ve başka ülkelere satan sınırlı sayıdaki devlet arasına girecek. Ancak uçağın motoru, düşük radar görünürlüğünü sağlayan malzemeleri, görev sistemleri ve seri üretim takvimi projenin geleceğini belirleyecek en önemli başlıklar olmayı sürdürüyor.
Türkiye’nin ilk millî jet eğitim uçağı HÜRJET’in seri üretimi devam ederken uçağın 2026 yılı içerisinde Hava Kuvvetleri Komutanlığına teslim edilmesi planlanıyor. HÜRJET’in İspanya’ya ihracatına yönelik çalışmalar da Türk havacılık sanayisinin Avrupa pazarına açılması açısından önem taşıyor.
Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, AKINCI, ANKA, AKSUNGUR, ANKA-3 ve KIZILELMA projeleri ise Türkiye’nin insansız hava araçlarında oluşturduğu geniş ürün ailesini ortaya koyuyor. Türkiye, yalnızca insansız hava aracı üretmekle kalmayıp bu araçlarda kullanılan kamera, radar, haberleşme sistemi ve akıllı mühimmatları da millîleştirmeye çalışıyor.
Modern savaşlarda füze ve insansız hava aracı saldırılarının giderek yaygınlaşması, hava savunma sistemlerinin önemini artırdı. Türkiye, “Çelik Kubbe” adı verilen yapı içerisinde farklı menzil ve özelliklere sahip millî sistemleri ortak bir komuta ağı altında birleştirmeyi hedefliyor.
KORKUT, SUNGUR, HİSAR-A, HİSAR-O ve SİPER sistemlerinin radarlar, algılayıcılar ve elektronik harp araçlarıyla birlikte çalışması planlanıyor. Bu yapının tam anlamıyla işler hâle gelmesi, Türkiye’nin kritik şehirlerini, askerî birliklerini, hava üslerini ve stratejik tesislerini farklı irtifa ve menzillerden gelecek saldırılara karşı koruması açısından büyük önem taşıyor.
ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik 780 milyon avro değerinde yeni sözleşme imzalanması, bu alandaki yatırımların uzun vadeli olarak devam edeceğini gösterdi. Sözleşme kapsamındaki teslimatların 2028 ile 2032 yılları arasında yapılması planlanıyor.
ROKETSAN tarafından gerçekleştirilen yeni tesis yatırımlarıyla SİPER, HİSAR ve TAYFUN başta olmak üzere kritik sistemlerin üretim hızının artırılması hedefleniyor. Kurulacak yeni füze bütünleştirme tesisleriyle mevcut seri üretim kapasitesinin beş katına çıkarılması amaçlanıyor.
Türkiye’nin füze ve mühimmat ailesi de her geçen yıl genişliyor. TAYFUN ve BORA balistik füzeleri, ATMACA gemisavar füzesi, SOM seyir füzesi, ÇAKIR, TRLG-230, KARAOK, CİRİT, UMTAS ve OMTAS gibi sistemler farklı görev ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde geliştiriliyor.
Hava kuvvetleri için geliştirilen GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN hava-hava füzeleriyle savaş uçaklarının yabancı mühimmatlara bağımlılığının azaltılması amaçlanıyor. TOLUN, TEBER, HGK ve LGK gibi güdüm sistemleri ise klasik bombaların hassas vuruş yapabilen mühimmatlara dönüştürülmesini sağlıyor.
Türkiye’nin bu alandaki en önemli hedefi yalnızca yüksek menzilli veya güçlü bir füze üretmek değil, bu sistemlerin motorunu, arayıcı başlığını, patlayıcısını, güdüm birimini ve elektronik parçalarını da kendi imkânlarıyla geliştirmek olarak öne çıkıyor.
MİLGEM Projesi kapsamında geliştirilen korvet ve fırkateynler, Türkiye’nin savaş gemisi tasarlama ve üretme kabiliyetini güçlendirdi. TCG Anadolu, İ sınıfı fırkateynler, insansız deniz araçları ve yeni denizaltı projeleri Türk donanmasının millî sistemlerle yenilenmesinde önemli rol oynuyor.
Türk tersanelerinde üretilen savaş gemilerinin Pakistan ve Ukrayna gibi ülkelere ihraç edilmesi, Türkiye’nin deniz platformlarında uluslararası üretici konumuna geldiğini gösteriyor. Gemilerde kullanılan savaş yönetim sistemi, radar, elektronik harp araçları, top, füze ve torpidoların millîleştirilmesi, yalnızca gemi gövdesi üretmenin ötesinde bütünleşmiş bir savunma sanayisi oluşturulmasını sağlıyor.
Elde edilen gelişmelere rağmen millî silah sanayisinin tamamen dışa bağımsız hâle geldiğini söylemek için henüz erken. Savaş uçağı ve helikopter motorları, bazı güç grupları, ileri yarı iletkenler, özel alaşımlar, üretim makineleri ve hassas elektronik parçalar Türkiye’nin geliştirme çalışmalarını sürdürdüğü alanların başında geliyor.
Savunma sanayisindeki başarının yalnızca yeni projelerin tanıtılmasıyla değil, açıklanan sistemlerin zamanında seri üretime geçirilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerine yeterli sayıda teslim edilmesi ve savaş şartlarında kesintisiz üretilebilmesiyle ölçülmesi gerekiyor.
Türkiye’nin önündeki yeni dönem; daha fazla proje açıklamaktan çok mevcut projeleri olgunlaştırma, motor ve kritik parçaları millîleştirme, üretim kapasitesini büyütme ve ihracat sözleşmelerini zamanında teslimata dönüştürme dönemi olacak.
Millî silah sanayisinin ulaştığı nokta, Türkiye’nin savunma alanında yalnızca dışarıdan sistem satın alan bir ülke olmaktan çıktığını açıkça gösteriyor. Hedef ise kara, hava, deniz, uzay ve elektronik harp alanlarında ihtiyaç duyulan sistemleri kendi kaynaklarıyla geliştirebilen, üretebilen ve gerektiğinde dost ülkelere ihraç edebilen tam bağımsız bir savunma yapısına ulaşmak.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
27 gün önceASAYİŞ
27 gün önceBÜYÜKÇEKMECE
27 gün önceİSTANBUL
27 gün önceGÜNDEM
27 gün önceBÜYÜKÇEKMECE
28 gün önceASAYİŞ
28 gün önce
1
Ramazan’ın Bereketi Aynı Sofrada Buluştu.İyi Parti Büyükçekmece Yönetim Kurulu İftar Yemeği Buluşması
2
Büyükçekmece Dervişoğlu’nu Bağrına Bastı
3
Büyükçekmece’de Kadına destek! BÜTKOOP Açıldı
4
CHP İl Başkanı Sayın Özgür ÇELİK’ten İYİ Parti İl Başkanı Sayın Yücel COŞKUN’a Ziyaret
5
İYİ Parti’den Sert Tepki: “Bu Bir Siyasi Mesajdır”