Türkiye, 6 Şubat 2023’te yaşadığı Kahramanmaraş merkezli depremlerde yalnızca on binlerce vatandaşını kaybetmedi; aynı zamanda afetlere ne kadar hazırlıklı olduğunu da acı bir şekilde test etti. Resmî verilere göre 53 bin 537 kişinin hayatını kaybettiği, 107 bin 213 kişinin yaralandığı depremler sonrasında özellikle kadınların ve çocukların yaşadığı sorunlar bir kez daha gündeme geldi. Ancak aradan geçen zamana rağmen hayatını kaybedenlerin kadın, erkek, çocuk, yaşlı, engelli ve hamile ayrımına göre detaylı istatistiklerin kamuoyuyla yeterince paylaşılmamış olması dikkat çekiyor.
Uzmanlara göre afetler herkesi etkiliyor ancak aynı şekilde etkilemiyor. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve engelliler afetlerden sonra çok daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalıyor. Bunun temel nedenleri arasında bakım yükü, ekonomik kırılganlık, güvenli alanlara erişimde yaşanan zorluklar ve afet sonrası yaşam koşullarının yarattığı ilave sorunlar bulunuyor.
Uluslararası araştırmalar, kadınların deprem anında yalnızca kendi hayatlarını değil çocuklarını, yaşlı yakınlarını ve engelli bireyleri de korumaya çalıştığını ortaya koyuyor. Bu durum birçok zaman tahliyeyi geciktiriyor ve can kaybı riskini artırıyor. Afet sonrasında ise kadınlar, ailelerin yeniden ayağa kalkmasında en büyük sorumluluğu üstleniyor.
Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine göre deprem bölgesinde yaklaşık 226 bin hamile kadın acil üreme sağlığı hizmetine ihtiyaç duydu. Daha sonraki değerlendirmelerde ise yaklaşık 130 bin hamile kadının doğrudan depremden etkilendiği açıklandı.
Deprem sonrasında sağlık kuruluşlarının zarar görmesi, ulaşımın aksaması ve sağlık personelinin olağanüstü yük altında çalışması nedeniyle birçok hamile kadın düzenli doktor kontrolüne ulaşmakta zorlandı. Uzmanlar afet dönemlerinde erken doğum, düşük, enfeksiyon, gebelik komplikasyonları ve doğum sonrası sağlık sorunlarının arttığına dikkat çekiyor.
Emziren anneler de büyük sıkıntılar yaşadı. Çadır ve konteyner kentlerde yeterli mahremiyetin bulunmaması, temiz su eksikliği, düzensiz beslenme, psikolojik travma ve stres nedeniyle birçok anne emzirme konusunda zorluklarla karşılaştı. Oysa uzmanlara göre afet dönemlerinde anne sütü, bebekler için en güvenli beslenme kaynağı olmaya devam ediyor.
Deprem sonrasında kadınların karşılaştığı en büyük sorunlardan biri hijyen oldu. Ped, iç çamaşırı, sabun, dezenfektan, bebek bezi ve temiz suya erişimde yaşanan sorunlar kadın sağlığını doğrudan etkiledi.
Birçok geçici yaşam alanında kadınlara özel, güvenli ve aydınlatılmış tuvalet ve duş alanlarının yetersiz kalması enfeksiyon risklerini artırırken mahremiyet sorunlarını da beraberinde getirdi. Özellikle gece saatlerinde ortak kullanım alanlarına erişim birçok kadın için güvenlik kaygısına dönüştü.
Depremler sonrasında en büyük risklerden biri de çocukların ailelerinden kopması oluyor. Enkazdan çıkarılan, hastanelere sevk edilen, yakınlarını kaybeden veya farklı şehirlere tahliye edilen çocukların kimliklendirilmesi ve aileleriyle yeniden buluşturulması afet yönetiminin en kritik başlıklarından biri olarak görülüyor.
6 Şubat depremlerinin ardından çok sayıda çocuk ailesinden ayrı şekilde tedavi altına alındı veya koruma altına alındı. Devlet kurumları tarafından kimlik tespiti ve aile eşleştirme çalışmaları yürütülse de uzmanlar afetlerde çocukların kaybolmasının yalnızca fiziksel bir ayrılık anlamına gelmediğini vurguluyor.
Çocukların ailelerinden kopması; ihmal, istismar, insan ticareti, psikolojik travma ve güvenlik risklerini de beraberinde getirebiliyor. Bu nedenle afet bölgelerinde refakatsiz çocuklar için özel kayıt sistemleri, biyometrik kimlik doğrulama uygulamaları, çocuk koruma merkezleri ve uzman psikososyal destek ekiplerinin hazır olması gerektiği belirtiliyor.
Uluslararası afet raporları, büyük afetlerden sonra kadınlara yönelik şiddet ve istismar riskinin arttığını ortaya koyuyor. Kalabalık yaşam alanları, ekonomik zorluklar, aile içi stres ve güvenlik açıkları kadınları daha savunmasız hale getirebiliyor.
Uzmanlar bu nedenle afet bölgelerinde kadın danışma merkezleri, psikolojik destek ekipleri, sosyal hizmet uzmanları ve hızlı müdahale mekanizmalarının afet planlarının ayrılmaz bir parçası olması gerektiğini belirtiyor.
Uzman raporlarına göre AFAD, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, belediyeler ve yerel yönetimlerin kadın ve çocuk odaklı özel afet planları hazırlaması gerekiyor.
Bu kapsamda;
Bilim insanlarının uzun yıllardır yaptığı uyarılar, Türkiye’nin önündeki en büyük risklerden birinin Marmara Depremi olduğunu gösteriyor. Yaklaşık 16 milyon nüfuslu İstanbul’da meydana gelebilecek büyük bir deprem, yalnızca yapı stokunu değil sosyal yaşamı da derinden etkileyecek.
Büyükçekmece ise İstanbul’un deprem açısından en hassas bölgelerinden biri olarak gösteriliyor. İlçenin bazı bölümlerinde zemin yapısı nedeniyle sıvılaşma riski bulunurken, eski yapı stokunun önemli bir kısmı halen dönüşüm bekliyor.
Ancak bugün kamuoyunun cevap beklediği sorular yalnızca binalarla ilgili değil.
Olası bir depremde Büyükçekmece’de kaç kadın dostu geçici yaşam alanı kurulacak? Hamile kadınların takibini yapacak sağlık ekipleri hazır mı? Emziren anneler için güvenli bakım alanları planlandı mı? Kadınlara yönelik hijyen ürünleri için yeterli stok bulunuyor mu? Refakatsiz kalan çocuklar için özel koruma merkezleri oluşturuldu mu? Çocukların kaybolmasını önleyecek dijital takip sistemleri hazır mı? Geçici yaşam alanlarında kadın ve çocuk güvenliğini sağlayacak özel uygulamalar bulunuyor mu?
Uzmanlara göre bir şehrin afetlere hazırlığı yalnızca kentsel dönüşüm projeleriyle ölçülemez. Gerçek hazırlık; depremden sonraki ilk 72 saatte kadınların, çocukların, yaşlıların ve engellilerin nasıl korunacağının planlanmasıyla mümkündür.
Bugün İstanbul ve Büyükçekmece’de çeşitli afet planları, toplanma alanları ve lojistik merkezler bulunsa da kadınların ve çocukların özel ihtiyaçlarına yönelik hazırlıkların yeterliliği konusunda daha fazla şeffaflık ve kamuoyu bilgilendirmesine ihtiyaç duyuluyor.
6 Şubat depremleri gösterdi ki afetler yalnızca binaları yıkmıyor; aileleri, sosyal yapıyı ve geleceği de derinden etkiliyor. Kadınların sağlık, güvenlik ve hijyen ihtiyaçlarını, çocukların ise korunma ve ailelerine ulaşma hakkını merkeze almayan hiçbir afet planı tam anlamıyla başarılı olamaz. Marmara’da beklenen büyük deprem gerçekleşmeden önce hem merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin kadın ve çocuk odaklı afet hazırlıklarını gözden geçirmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
30 Ağustos 2026ASAYİŞ
30 Ağustos 2026BÜYÜKÇEKMECE
30 Ağustos 2026İSTANBUL
30 Ağustos 2026GÜNDEM
30 Ağustos 2026BÜYÜKÇEKMECE
30 Ağustos 2026ASAYİŞ
30 Ağustos 2026
1
ARABESK MÜZİĞİN ACI KAYBI: CANSEVER HAYATINI KAYBETTİ
2
ALİHAN KURİŞ SUÇ ÖRGÜTÜNE OPERASYON: 30 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
3
YALOVA’DA KADIN CİNAYETİ: 8 AYLIK HAMİLE SULTAN PELİT DEMİR ÖLDÜRÜLDÜ, BEBEĞİ KURTARILDI
4
BIÇAKLI SALDIRIDA YARALANAN YENİ PARTİ MİLLETVEKİLİ MELİH MERİÇ ENTÜBE EDİLDİ
5
Ramazan’ın Bereketi Aynı Sofrada Buluştu.İyi Parti Büyükçekmece Yönetim Kurulu İftar Yemeği Buluşması