Deniz Göktaş davası, komedyenin yaklaşık üç aylık tutukluluğunun ardından 28 Eylül 2026’da İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmayla yeni bir aşamaya geçti. “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki ifadeler nedeniyle yargılanan Göktaş, savunmasında hem gösteride kullandığı sözlerin bağlamını anlattı hem de gözaltı ve tutuklanma sürecinde yaşadıklarını aktardı.
Davanın merkezinde “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlamaları bulunuyor. İddianamede talep edilen toplam cezanın üst sınırı farklı haberlerde farklı hesaplamalarla aktarılıyor. Bu nedenle ceza miktarı bakımından mahkeme dosyasındaki iddianamenin esas alınması gerekiyor.
Göktaş’ın savunmasında en dikkat çeken bölümlerden biri, Türkiye’ye dönüşünün ardından yaşadığını anlattığı süreç oldu. Medyascope’un duruşma haberine göre Göktaş, gözaltına alındıktan sonra polislerin kendisine neden Türkiye’ye döndüğünü sorduğunu, daha sonra da Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü söyledi.
Göktaş, bu görüşmenin kendi talebiyle gerçekleşmediğini savunarak birkaç kez istemediğini belirtmesine rağmen görüşmenin yapıldığını ileri sürdü. Duruşmada aktardığına göre Kılıçdaroğlu da kendisine neden Türkiye’ye döndüğünü sordu. Göktaş’ın mahkemedeki bu anlatımı, duruşmanın kamuoyunda en fazla tartışılan başlıklarından biri oldu.
Bu sözler, Kemal Kılıçdaroğlu’nun davanın tarafı veya sanığı olduğu anlamına gelmiyor. Kılıçdaroğlu’nun adı yalnızca Göktaş’ın gözaltı sürecine ilişkin kişisel anlatımı içinde geçti. Bu ayrım, siyasi yorumlarla ceza davasının hukuki kapsamının birbirine karıştırılmaması açısından önemli.
Şehrin Haberi daha önce de Kemal Kılıçdaroğlu’nun cezaevi ziyaretlerine ilişkin gelişmeleri Kılıçdaroğlu’ndan Erdal Beşikçioğlu’na cezaevi ziyareti başlıklı haberinde aktarmıştı. Ancak Deniz Göktaş davasındaki görüşme iddiası farklı bir bağlamda, Göktaş’ın kendi savunmasına dayanan bir anlatım olarak değerlendirilmeli.
Deniz Göktaş davasında savunmanın diğer önemli bölümü, suçlama konusu yapılan stand-up ifadelerinin mizah bağlamıydı. Göktaş, sözlerinin gösterinin bütünü içinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu ve seyirciden şiddet veya nefret yönünde bir tepki almadığını belirtti.
Medyascope ve Cumhuriyet’in duruşma aktarımında Göktaş’ın, söz konusu ifadelerin komedi gösterisinin parçası olduğunu ve suç işlemeye teşvik amacı taşımadığını savunduğu yer aldı. Savcılık makamlarının iddiası ise bazı ifadelerin ceza hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde.
Bu nedenle davanın temel hukuki tartışması, bir stand-up gösterisinde kullanılan ifadelerin mizah ve ifade özgürlüğü kapsamında mı kalacağı, yoksa Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen suç tiplerinin unsurlarını oluşturup oluşturmadığı üzerinden ilerliyor.
Göktaş’ın “Ölü Deniz” gösterisi 24 Haziran’da YouTube’da yayımlandı. Hakkında başlatılan soruşturmanın ardından yurt dışından Türkiye’ye döndüğü sırada İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındı ve 3 Temmuz’da tutuklandı.
Kamuoyuna yansıyan yargı sürecinde Göktaş hakkında 28 Ağustos’ta bazı suçlamalar yönünden tahliye kararı verildi. Ancak cezaevinden çıkmadan “suçu ve suçluyu övme” suçlaması nedeniyle yeniden tutuklama kararı verildi. Ardından savcılığın diğer suçlamalara ilişkin tahliye kararına yaptığı itirazın kabul edilmesi üzerine bu suçlamalar bakımından da yeniden tutuklama kararı uygulandı.
Bu aşamalar nedeniyle kamuoyunda “tahliye edildi, neden çıkmadı?” sorusu da gündeme geldi. Hukuken tahliye kararı, aynı kişi hakkında başka bir dosya veya suçlama nedeniyle verilmiş geçerli bir tutuklama kararı bulunması halinde kişinin fiilen cezaevinden çıkması sonucunu doğurmayabiliyor.
İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşma bu nedenle yalnız gösterideki sözlerin değerlendirilmesi açısından değil, yaklaşık 88 günlük tutukluluk sürecinin mahkeme önünde ilk kez kapsamlı biçimde tartışılması bakımından da önem taşıyor.
Deniz Göktaş davasında mahkemenin tutukluluk ve esas hakkındaki değerlendirmesi yargılamanın sonraki aşamalarını belirleyecek. Şu aşamada Göktaş hakkındaki suçlamalar kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü değil, devam eden yargılamanın konusu. Masumiyet karinesi gereği cezai sorumluluk ancak kesinleşmiş yargı kararıyla belirlenebilir.
Haber: Muhammet BAYRAKTAR
ASAYİŞ
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026İSTANBUL
15 Ekim 2026GÜNDEM
15 Ekim 2026BÜYÜKÇEKMECE
15 Ekim 2026ASAYİŞ
15 Ekim 2026
1
ARABESK MÜZİĞİN ACI KAYBI: CANSEVER HAYATINI KAYBETTİ
2
ALİHAN KURİŞ SUÇ ÖRGÜTÜNE OPERASYON: 30 ŞÜPHELİ GÖZALTINDA
3
YALOVA’DA KADIN CİNAYETİ: 8 AYLIK HAMİLE SULTAN PELİT DEMİR ÖLDÜRÜLDÜ, BEBEĞİ KURTARILDI
4
BIÇAKLI SALDIRIDA YARALANAN YENİ PARTİ MİLLETVEKİLİ MELİH MERİÇ ENTÜBE EDİLDİ
5
Ramazan’ın Bereketi Aynı Sofrada Buluştu.İyi Parti Büyükçekmece Yönetim Kurulu İftar Yemeği Buluşması